Where's your will to be weird?


sosyal anksiyete bozukluğu

Her şeyi gereğinden 45678 fazla düşünmeye o kadar alışığım ki yapmadığım zaman -ki "normal" olan bu-eh şey, en azından daha sağlıklı- kendimi  boşlukta hissediyorum, inanılmaz derecede. Hani iletişim kurma konusunda bok gibi olduğun zaman sadece gözlemleyen taraf oluyorsun ya, yapılan bir sürü anlamsız şeyi fark ediyorsun. E sonra bir şekilde, artık konuşabilen tarafa geçince de o anlamsız şeyleri yapan sen oluyorsun. Hani filmler ana karakter korkunç bir şeyi fark ettiğinde etrafındakiler donar ve karakter dehşet içinde etrafa bakar ya, neye dönüşmekte olduğunu fark ettiğinde aynen onu yaşıyorsun bir anlığına. Bu konuda bir milyon kere yazmış olmalıyım ama dönüp dolaşıp yine buraya geliyorum işte. Anksiyetesiz bir gün, sonra ardından gelen boşluk duygusu ve bütün gün kimsenin ne düşüneceğini hesaba kapmadan bulunulan davranışlar sonucu o gün nasıl biri gibi gözüktüğün konusunda hiçbir fikrinin olmaması. Evet böyle bir şey içinde bulunduğum. Herkes için mükemmel olmaya çalışmak. Ve elbette bütün gün yaptığın tek şey, kendine bir kişilik uydurmaya çalışmak oluyor. Herkesin yanında maske takıyorsun. Kulağa çok sinsice geliyor aslında, sanki herkesin beni sevmesini istiyormuşum gibi. Eh, sorun şu ki herkesin beni sevmesini istiyorum çoğu zaman, ama kendini beğenmişliğimden değil, zavallılığımdan. Sanki diğer insanların düşünceleri mutlak bir gerçek oluşturuyor ve benim onların çoğunun aptal, diğerlerinin de mide bulandırıcı derecede yapmacık olduklarını düşünmemin hiçbir değeri yok. Çoğu zaman yalnız kalmak istiyorum. Kendin olabildiğin tek zaman o, bir şey söylemek, beğenmek, doğru tepkiyi doğru zamanlamayla vermek ya da komik olmak zorunda değilsin. Bu tür düşünceler çoğu kişiye saçma geliyodur sonuçta o kadar kolay iletişim kurabiliyorlar ki. Ama bunu yaparken, o kadar aptal oluyorlar ki bazen hiçbiriyle konuşmak istemiyorum ve bu kesinlikle benim suçum değil. Ama ne alternatifim var ki? Yok. Sosyal anksiyete bozukluğu bir hastalık, anormal şekilde düşünmene sebep oluyor. Ama sen kişiliğin öyle sanıyorsun. Yukarda yazdığım her şey hastalıklı algılamaların düşündürttükleri tabi, yine de yarın o kursa gidip, dört saat boyunca birinin bana bir şey söyleyeceği anı dehşet içinde beklemek, sesimin yavru kedi miyavlaması gibi çıkmasına aldırmamaya çalışmak, elim titrediği için berbat derecede resim yapıyor olduğumu kafama takmamak zorunda olacağım. Orası cehennem gibi. O kadar panikliyorum ki. Soğuk resmi havasından mı, ya da heran yemek zorunda kalacağım bir eleştiriden mi bilmiyorum. Benim dışında herkes korkunç derecede özgüven sahibi gibi görünüyor, büyük ölçüde bu yüzden sanırım. Bundan öyle nefret ediyorum ki! Yarın bütün gün masamın altında saklanabilirim.

-

Şimdi baştan okuyunca çok acınası duruyor da, ben buna okadar alıştım ki yok gibi bazen. Okulda falan çok az ortaya çıkıyor zaten, sadece kursta kendimi kaybediyorum biraz. Bugün de normal bi' gündü mesela, öyle ki söylediğim çoğu şeyi hatırlamıyorum, bu da demek ki onları düşünüp düşünüp "ah keşke şöyle deseydim" diye düşünmüyorum. Tabi ki yarın çok korkunç olucak. Olucak da bütün hayatımı böyle geçiremem, katlanmalıyım. Başa çıkmasını öğrenirim zaten, okulda öğrendiğim gibi.
En kötü olasılıkla   psikoloğa gitmemle sonuçlanıcak, annem de duruma uyanmaya başladı çünkü.

-

Bir de sürekli böyle hissetmenin ne kadar salakça olduğu duygusu var. (Sağduyunu tamamen kaybetmiyorsun yani ehe.) Benden iyi falan değiller biliyorum. Hayır yeteneksiz, çirkin, şişman ve aptal olduğumu da düşünebilirler, banane yani, ben tanıştığım dört insandan üçünden nefret ediyorum lan. O insanlar, tanışma anında onlardan nefret edebilme ihtimalinden tırstıkları için aptal saptal davranıp sonra da davranışlarımdan ne hissettiğimi çıkarmaya çalışmıyorlar ama değil mi? Çıkarsa ne olacak? Benim nefret etmem onun evrensel olarak nefret edilmesi gereken biri olduğu anlamına gelmiyor ki. Yani aslında çok süperdir de ben malımdır belki.

-
Hepsi aptal ilkokulum yüzünden. E ama amınakoyayım, biriniz sosyoloji diğeriniz felsefe mezunu aklı başında insanlarsınız, ne muhafazakarsınız ne bir şey, dininiz bile yok, kalkıp şehrin en tutucu, en kapalı semtine taşınıyorsunuz, çocuğunuz sınıf arkadaşlarınızla evrim teorisinden konuşmak istediğinde "nöö insanlardan maymundan gelmedi tamam maa" cevabını alıyor yani, e ne olacaktı? Nasıl iletişim kuracaktım? Babası onları terk etmiş diye kafayı yemiş bir "en iyi" arkadaşım vardı, beni her fırsatta satan. O zaman ne biçim koyuyordu bir fikriniz var mı =.= Canı isteyince iyi davranıp, insanlar benimle dalga geçtiğinde onlara katılırdı. Tamam o zamanlar bu sıradan bir olay olabilir ama benim için iğrençti dalga geçilmek. Bi' de en yakın arkadaşın tarafından. Sonra bir de aptal bir gruba dönüştü, anne ve babası çok yaşlı ve kendisi de çok şişman olduğu için herkesi aşağılamayı hobi haline getirmiş başka bi' tutucu kız, asla yakın olmadığım o muhafazakar ailenin aptal kızı. Sonra gecekondu mahallelerinde yaşayan iki kızla takılmaya başlamıştım, o zaman çok asi falan geliyorlardı herhalde ama bütün zevklerimiz farklıydı onlarla da. Ama tabi uyum sağlamak uğruna korkaklık yapan yine bendim, çoğunluğa uyan yine ben. Şu bahsettiklerim on bir, on dört yaş arasındaki dönemi kapsıyor belki ama içten içe sürekli nefret ediyordum kendimden. Ve diğer insanlardan. Düşünüyorum da nasıl iletişim kurabilirmişim ki? Tamam her şey için anne-babamı suçlamak da değil niyetim ama. HADİ AMA YA! Orada zorlanacağımı anlamak için dahi olmaya gerek var mı gerçekten?
-

Sürekli yorgun oluyorum. Bir şeyler düşünmekten ve her şeyi mükemmel yapmaya çalışmaktan. Sonra mükemmel olmayacağından korktuğum için hiçbir şey yapmadığımdan mutsuz oluyorum. Çoğu zaman. Sadece bugün, bugün normal bir gündü.

Yarın korkunç olacak.


2 yorum:

  1. bana da anksiyete bozukluğu demişlerdi.
    inkar ettim. hala ediyorum.
    sosyal hayattan kaçmak normal bi kere.

    YanıtlaSil
  2. bilinçli seçimse problem değildir elbette. hatta saygı duymak gerek. bugün de düşündüğüm gibi berbat falan geçmedi zaten, ne sesim iğrenç çıktı ne de panikleyip kötü çizdim :p belki ilk güne özgüdür benimkisi.

    YanıtlaSil