Where's your will to be weird?


sonunda mozart'a karar verdim. okursan anlarsın.

Şöyle çok iç karartıcı olmayan yine de içten bi' şeyler karalamak istemiştim ama benim durumumda bu pek mümkün olamıyor. Hayat çok boktan ölmek istiyorum triplerinde biri gibi yazmak da istemiyorum aslında ama kuruntulu biriyim işte sanırım, n'apalım. Zaten çok içten yazdığım zaman sonra da siliyorum genelde. Niye tam emin değilim zaten sorsanız da mantıklı bi' şekilde açıklayamam. Çıplaklığın hissettirdiği türden bi' rahatsızlık hissettiriyor işte. Denize girmeyi de bu yüzden sevmem.  Vücudumu sevmiyorum. Kusurlu. Aynı şekilde kişiliğim de. Ya da üç yıl sonra dönüp burayı okuduğumda ne kadar salak olduğumu görmek istemiyor da olabilirim... ki mantıklı bir gerekçe sayılabilir.

Evet izninle blog, sinir olduğum her şeyi nefes almadan yazıcam.
Windows Media Player'ım bile düzgün çalışmıyor. Hoparlörümün ucunu kopardım. Kulaklığımın ucundaki plastik kısım çıktı, kulağımı acıtmakta. Ayrıca hiç de sevimli gözükmüyor eskisi gibi. Ne istiyorsun benden kozmos?! HA? Lanet laptopum açtığım dört seferden üçünde hoparlörsüz ses çıkartamıyor. Müzik dinlememin dünyanın sonuyla bir ilişkisi falan mı var. Grooveshark'a girince de bi' saat grup düşünüyorum. Şuan yaptığım gibi. Babam zamanında Vista'yı sildi ve cd yi mi ne kaybettiğinden yükleyememekte, Windows 7 de bokum gibi işte. Bütün programlar günde en az bi' kez kilitleniyolar. Kumsaatibel'le kavga ettik gibi bi' şey. Aslına bakarsan saçmasapan bir şey söyledi ve ben de konuşmaktan kaçınmaya başladım. N'apıyım söyleyecek bi' şeyim yok ki? Öyle bir şey düşünmesi, benim terk seferlik lafımla olacak bi' şey değildi. Demek ki uzun süredir öyle algılıyor dediklerimi. Pekala benim öğretmen olmasalardı muhtemelen hippie olacak birer anne ve babam, onunsa sevgilisi olduğunu öğrenince dışarı çıkma izinlerini yarıya indiren daha tutucu bir ailesi olabilir ama yani insanların düpedüz salakça davranmalarına sebep olan şeyleri eleştirmem onlardan nefret etmemi gerektirmiyor biliyor musun? Aslında o şeyleri değil eylemleri eleştiriyordum. Tamam o eylemleri düpedüz aşağılıyordum, ama kalkıp kendi dilimden nefret etmiyorum mesela değil mi? Ama bütün derdi dükkan isimlerinde yabancı kelimeler kullanılması olan Türkçe öğretmeninden hiç hoşlanmıyor olabilirim mesela. Orada yabancı kelime olması hoş mu, hayır, tamam, ama GERÇEKTEN bütün derdiniz bu mu yani? Turkey yerine Türkiye deme saplantısı olan aşağılık kompleksli insanlar gibisiniz bebeğim. İnsanların milliyetçiliği eleştirdiğinde kendi milletinden hoşlanmadığını düşünmelerini anlayamıyorum, büyük olasılıkla olaylara tek açıdan bakmaya alıştıklarından falan sanırım, herneyse. Yani herhalde burada Türk milliyetçiliği göze batan, varlığımı İskoç varlığına armağan etmek zorunda olmadığıma göre İskoç milliyetçiliğinden şikayet edecek halim yok değil mi? Anlamak neden bu kadar güç? Az önceki cümleyi okuyan kaç kişi Türk olmaktan hoşnut olmadığımı çıkardı? Eh, bir çok kişi çıkarırdı. Ama konu o değil. Sadece  kendim seçmediğim bir şeyi varoluşumun merkezi yapmam. Yapana da anlam veremiyorum.  Aman neyse işte... Ondan böyle saçma bir çıkış beklemiyordum, hayalkırıklığına uğradım. Gidip konuşasım da gelemiyor artık.

Diğer şeyden pek bahsetmek istemiyorum. Asla bahsetmem zaten, hah.

Yaşıtlarımın hormonal olarak azıtmaları yüzünden etraflarındaki en "uygun" kişiye aşık olmaya karar vermelerinden şikayet edip bir de ne kadar salakça ve gerzekçe olduğunu söyleyerek aşağıladıktan sonra, kendim aynı tarz duygular içinde buluyorum. ASLINDA, kendimi bir takım duygular içinde buluyorsam benim suçum olan bir şey yok tabi ortada ama yanlış olan bir şey var. Bir kere, tamamen dengesizce gelip gidiyor. İkincisi, başkası olsaydı kesinlikle ilgilenmezdim.Şey, şimdi de ilgilendiğim pek söylenemez de bazen ders bittiği gibi yanıma gelip sarılmasını falan istiyorum ve ürkütücü bir şekilde, genelde gelip sarılıyor. NE? Sadece hormonal bi' şey bu. Salakça, çocukça ve geçici. Zaten dokunulmak herkesin hoşuna gider değil mi?

Evet!
İyigeceler.

2 yorum:

  1. "...üç yıl sonra dönüp burayı okuduğumda ne kadar salak olduğumu görmek istemiyor da olabilirim..." Zaten bu yazıdan sonra da değişmiş, gelişmişsindir muhtemelen. Ama söylediğine sen bile inanmadın kanımca. Neden salak olasın ki! Yani bu bir mecazdı belki de. Neyse.. Diğer insanlardan nefret etmek çok doğal bir duygu. Yine de tutup o diğerlerinden birini sevebiliyorsun da. İşte önemli olan da bu kısım. Sevme kısmı. Ve diğerlerinin yaptıkları seni etkilese de ilgilendirmez. Şimdi, kendimi eleştirip neden bu uzun yorumu yapıyorum ki, diye sorabilirim. Ama her şeyin bir nedeni vardır elbette. Ve sen söylediklerimi takma bile. Sen, benden ayrı bir insansın ve kendine aitsin.

    YanıtlaSil
  2. Evet neden aptal olayım ki? Bilmiyorum! Etrafta çok fazla aptal insan gördüğümden belki, üstelik kendilerinden o kadar eminler ki beni ürkütüyor. Evet, kime göre neye göre aptal değil mi? Bana göre işte. Ben de başkasında göre aptal olma ihtimali fikrinden dehşete düşüyorum galiba. Sanki aklı başınada insanlar başkalarının ne düşündüğünü bu kadar kafaya takarmış gibi. Zaten bütün problemim diğerlerininin benden önemli olmadığını unutmak sanırım. Ya da basit bi' aşağılık kompleksi örneğiyim, bilmiyorum.

    YanıtlaSil