Ergenlik, iletişim kurma sorunları ve aşağılık kompleksi dolu yazılarımı şöyle bir düşününce ben blogun adının hakkını veremiyorum lan galiba. O yüzden kaynağını paylaşayım bari, bir yerlerde biriniz "Yalnızca Kaçıklar İçin" diye bir ibareye rastlarsınız, her şeyi dramatize eden melankolik ruhlu bir blog yazarını hatırlamayınız. Hermann Hesse'nin Bozkırkurdu adlı müthiş kitabından alıntıdır efendim ad. Bozkırkurdu deyince direk "bozkurt" "bozkurtların ölümü" "mhp" çağrışımı yapanlar, uzak durunuz. Ya da ön yargınızı çok feci yemek zorunda kalıcaksınız söyliyim.
Kitabın neyle ilgili olduğu sorulduğunda, tam olarak anlatmakta şimdiye kadar birçok kez başarısız olduğumdan kapağın arkasındaki yazıyı paylaşacağım.
Uçarı bir "yaşam" insanı olmaya kalkışan katıksız bir "düşün" insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu'nun hikayesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat.
Kitabı bir arkadaşımdan ödünç aldığım için altı çizili bölümler mevcut benimkinde, aslında başta rahatsız ediyor ama çok isabetli yerleri çizmiş neyseki. İlk elime aldığımda, bu konuda yazılmış bir kitabın mevcut olmasını fark ederek baya bir şaşırmış, dehşete düşmüş, heyecanlanmış, sevinmiş sonra da yaşadığım durumun basit bir ergenlik travmasından ibaret olmayabileceğini fark ederek hüzünlenmiştim (evet yine.). Sevimlilik taslayarak altından kalktığım sosyal ilişkilerim hayatım boyunca böyle devam etmek zorunda kalabilirdi. On dört yaşındayken büyüyünce geçiceğine emindim, uyum sağlarım diyordum. İki ay sonra on yedi oluyorum, hala normal bir "iletişim kurma" çabamda rol yapmak zorunda kalıyorum. Konu düşünce farklılığı ya da ne bileyim, utangaçlık da değil. Ne olduğunu da anlatma konusunda ben kötüyüm, o yüzden en iyisi kitabı okuyun. Ya da okumayın, hiç umurunuzda olmayadabilir, ne bileyim.
Tabi bundan beş yıl sonra, dönüp bir "yaşam" insanı olarak burayı okuyabilir ve aslında hepsinin bir ergenlik buhranı olduğunu fark eder, kendime gülerim belki. Öyle olması mı daha iyi olmaması emin değilim. Sadece şimdiye kadar altı çizili yerlerden beni en çok etkileyenlerinin tamı tamına hislenmelerimi anlatması rahatsız edici mesela.
İki dakika önce lanet olası dünyaya ateş püskürerek dişlerimi gösterirken, şimdi ilk çağrıda, saygı değer ve dürüst bir tanıdığın ilk masum selamından duygulanarak ve her şeye canla başla eyvallah diyerek, karşılaştığım birazcık yakınlık, saygı ve dostluk içinde bir domuz yavrusu gibi debelenip durduğumu düşünüyordu.
*
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

son paragraf efsane.
YanıtlaSilyine.
ama ben hesse okuyamıyorum böyle de acı bir gerçek var.
oha feciymiş. neden ki?
YanıtlaSil