İki gündür aralıksız ders çalışıyorum [yalan bir.] geometri üstüne trigonometri, beynimde uçuklar var[bu cümle mecaz olmasaydı acaba şu an ne tür duygular içinde olurdum, yatana kadar bunu düşüneceğim.] Where is my mind çalmaya başladı, bence bi' güç var dostlar. Aslında bu çok hoş olurdu. Arada bi' yukarı bakıp Tanrı'yla konuşmaya çalışıyorum. [yalan iki. dememi bekliyosunzu di mi, hayır demicem.] Çünkü her ne kadar, doğurup sokağa atan bir anne kadar sorumsuz bir varlık olmasını gerektirse de bu, en azından hayatımın bir anlamı olurdu. Sevgili deistler ve teistler, varoluşunuzun tek sebebinin ebeveynlerinizin sevişmesi ve babanızın sperminin annesinin yumurtasını döllemesi olduğunu düşünün. Bu bir NEDEN bile değil, altı üstü bir NASIL ve neredeyse yapmayı düşündükleri şeyi o an birinin ona yapmasını söylediğinde artık o şeyi yapmayı hiç istememeyi, kendilerini özel yaptığını düşünen sınıf arkadaşlarından bile daha sinir bozucu.
Her neyse. Belki bir milenyum sonra yaşasaydım kavramak daha kolay olurdu. Ya da bir milenyum önce doğsaydım üzerinde düşünemezdim bile. Bazen erken doğduğumu düşünüyorum. En azından uzaylıların dünyaya saldırıp bütün insanlığın birleşmek zorunda kaldığını sonra sınırların kalktığını ve uzaylıların hiçbir dini kaynakla açıklanamayarak dinlerin toptan yer yüzünden silinmesini görmek isterdim AL SANA IMAGINE THERE IS NO COUNTRY, başka türlü de olmaz bu zaten. Hatta bana sorarsan, uzaylıların gelmesi durumunda Amerikan hükümeti kendi ülkesine bir şey olmamasına karşılık dünyanın geri kalanını uzaylılara satabilir falan. Yani belki de geç doğmuşumdur. Doğru yeri tutturduğunuz zaman altmışlarda falan Amerika hoş olabilir. MERHABA MORRISON. Burada içim ölüyor.
ÖYKÜ DENEMESİ I
“Merhaba.
Benim bir adım yok ve olmasını isteyip istemediğimi sorsanız tereddüt etmeden hayır derdim. İsimler birer etikettir ve ben hiçbir yere ait değilim. O yüzden kendime Q diyeceğim. Daha düzgün söylemek gerekirse bana verilmiş bir adım yok benim. Q’yu kendi kendime taktım ve böyle seslenmediğiniz sürece sizinle konuşmayı reddederim. Sokakta kendinizi paralasanız dahi dönüp bakmam ya da okul müdürü inatla varlığımdan sorumlu bir takım sorumsuz insanların bana koyma cüretinde bulunduğu o çirkin harf öbeğini kullansa da dönüp bakmam. Ben Q’yum.
*
Şu an oturmuş ders çalışıyor olmam gerekirdi ama siz bunları okuduğunuza göre öykü yazmaya çabalıyorum, bu konuda ne kadar kötü olduğumu bilseniz şaşarsınız. Bir kez yazmaya başladın mı o dile sadık kalman gerekiyor ve bunun ne kadar can sıkıcı olduğunu söylememe imkan yok. Teknik olarak reşit olduğumdan, artık bir şeylerde iyi olmam gerekirdi, o bocalama ve yeni şeyleri deneme döneminin bitmiş olmalıydı, bilirsiniz. Oysa hala ortalama düşünceler üzerine ortalama şeyler yazıyorum, özel bir yanım yok. Resim yapamam, enstrüman çalamam, dans edemem, hızlı koşamam, yapamadığım birçok şey var. İşe yarar biri olmak istemiştim, ama planladığım hiçbir şeye dönüşemedim. Genel kanı on sekizin her şey için çok, çok erken olduğu yönünde ama yanılıyorlar, eğer her gün evle iş yeri arasında mekik dokuyan, hayatta kalması için gereken bir takım ihtiyaçlarını gidermekten başka hiçbir varoluş amacı taşımayan bir organizmaya dönüşmek istemiyorsanız, bir şeye sahip olmak zorundasınız.
Herhangi bir şey.
Ama şimdi yaşamımın o zavallı varoluş taklitlerine dönüşmek üzere olduğunu görüyorum, bu çok açık. Daha basitçe söyleyeyim, hayat bir restorana girip patlayana kadar yemek yemek olsaydı, elime tutuşturulan mönünün en kötüsü olduğunu söylerdim: Seçmem gereken şu şeylere bak, bir iş, bir koca, bir ev ve tek eğlencem olacak sosyal ilişkilerimde hiyerarşinin altında ezilmemek için kullanacağım bir araba.
Aptal bir hayatım olacak.
Niye devam etmem gerektiğini anlayamıyorum. Belki de bütün dünya beceriksiz, gereksiz ve önemsiz olduğumu anlamadan hayatıma son vermeliyim. En azından biraz önemli görünebilirim, dramatik bir “hayatın anlamı yok” notu ve tüfekle kafamı uçururdum, çok gürültülü olurdu ve her bahsine girerim haberlere çıkardı.
Düşünmeye değer görünüyor O yüzden altını çiziyorum. Ve gitmeliyim, şimdilik.”
___________________________________________________________
Merhaba.
Moron olduğumu düşünen bir babam var.
Kardeşim işe yaramaz ve kendini kanıtlamaya çalışıp duruyor.
BU GÖZLÜKLERLE CİDDEN GÖREMİYORUM BABA.
Artık resim yapamıyorum.
Günde üç öğün Star Wars Main Theme dinlerim.
Şimdiye kadar aldığım en güzel hediye Işın Kılıcı'ydı ve Darth Vader'a imzalatıcam.
En yakın arkadaşımdan ara ara hoşlanıyorum. Diğer zamanlar bu duygu o kadar iğrenç ve saçma geliyo ki kendime yabancılaşıyorum. Sonra yine hoşlanıyorum ve sonra yine.
Mail arkadaşım yazdığım her şeyi görmezden gelip sürekli kendinden bahsediyor, CİZIZ KIRAYST.
Supernatural'ın beşinci sezonunu biriktirip izlicem diye bir yıl Dean'siz yaşadım ve bir tane bile spoiler girmedi, günlerdir Tanrı kim biliyor musun? şeklinde tehditler yiyorum.
Geçen bir kitap aldım, babası ölen bir çocukla ilgiliydi, kitabı alırken, satıcı kızın kitabı getiren çocuğa, sonunda karakter babasını buluyor dediğini duydum, hasiktir dedim, bütün kitabı o duyguyla okudum ama ÇOCUK BABASINI FALAN BULMADI. Çocuğun bütün hüznü bir anda üstüme çöktü.
Sezyum'un insanlar ölmesin kampanyası vardı n'oldu ona?
Yaşamanın ağır bedeli ölüm diye bir çizgiroman var, okuyun. Ölüm korkum büyük ölçüde azalmıştı benim ama herkeste aynı etkiyi yapar mı bilmiyorum.
Ve son.


selam Q. yine yardırmışsın.
YanıtlaSilsevgiler, F.
teşekkür ederim F.
YanıtlaSil