Where's your will to be weird?


mızmız bir öykünün devamı.

insanlar genel olarak sinirimi bozar.
sürekli kendilerinden bahsederler ve sizin de bu konuda teşvik edici olmanızı beklerler.

bununla da kalmayıp onlar gibi olmanızı isterler.



bütün dertleri küçük hayatlarını onlara söylenen şeklin en iyisiyle geçirmektir.
ama aynı zaman da özel olmayı da talep ederler.


ama kendim de, pek talihsizce, insan olduğum için onlarla beraber yaşamayı öğrenmek zorundayım.
bunu duyduğunda kimse anlam vermiyor.



ama Freddie Mercury'nin mikrofonu ya da Kurt Cobain'in tüfeği olmayı tercih ederdim .
ya da bir saksı.



 o zaman düşünmem gerekmezdi, ama düşünemediğim için.
şimdi düşünmemem gerekiyor, çünkü izinli değilim.


sadece kolay yaşamak istemiştim.
ama buna tahammül edemedim ve ben aşağılık kompleksi olan biriyim.
insanları bu kadar küçümsedikten sonra, ironik bulunabilir.
o zaman neyin beni eleştirmesinden korkuyorum, saksıların mı?
hayır.evet. evrendeki herhangi bir quarkın, herhangi bir şekilde bunu yapmasından
korkuyorum.



öyle bir hal alıyor ki kendimi vurasım geliyor.
eh, hiç olmazsa gösterişli olurdu.
aynı şeyleri yazıp duruyorum.
aynı şeyleri çiziyorum.
çizemiyorum.
varoluşumun bir sebebi yok.



dönüp dolaşıp aynı konuya geliyorum ve belirteyim, ben bir dahi falan değilim.yani tüm o sivri dilli eleştiriler kendimi çok zeki sandığımı düşünmenize neden olabilir ama öyle değil.benden çok daha zeki ve ortada dönen şovun saçmalığını çok daha iyi kavramış insanlar var. sanırım bununla başa çıkabiliyorlar ve benim gibileri dikkate almadıkları açık.



bir roman karakteri olmayı bile beceremeyecek kadar mızmızım çünkü.





"merhaba Q."



dakikalardır koridoru dolduran, kalemin kağıda temas edişinin rahatsız edici sesi durdu, rahatsızlığa sebep veren kız deftere öyle bir eğilmişti ki yüzünü görmek imkansızdı. ama onu tanımak için yüzünü görmeniz gerekmezdi. baştan aşağı çatlaklık koktuğu ya da saçları mavi renkte olduğu için değil, evrimin sıradan insanlara bahşettiği içgüdü yüzünden. Q odaya girdiğinde herkes biraz tuhaflık kokusu alır ve seslerini alçaltır, konuştukları kişiyle göz teması kurmaya daha çok dikkat eder, kitaplarına biraz daha sokulurlardı. bunu acımasızca bulanlar olduğunda, yani biri ona selam vermeye kalkıştığında ya da projede onunla olmasını teklif ettiğinde, hoş şeyler olmazdı.çünkü o çekingen değil yabani biriydi, eğer saçları gözlerini gölgelediği için yüzündeki ters ifadeyi görmediyseniz ya da henüz ilk gününüz olduğundan hakkındaki dedikoduları duymadıysanız, eh, en şanslı gününüzde değilsiniz demekti.


Q yavaşça başını kaldırdı.

4 yorum:

  1. "aynı şeyleri yazıp duruyorum.
    aynı şeyleri çiziyorum.
    çizemiyorum."

    şurasına bittim ben yahu! öldüm, eridim. belki de birçoklarına çok basit gelecek bir cümle ama bittim işte buna. altındaki anlamı kendimce. (çünkü aslında yazardan başka bilemez neden söz etitğini ve neden böyle yazdığını). çiziyorum dedikten sonra aslında onu da yapamadığını düşünmek. hms, sanırım benim gibilerin hâlâ var olduğunu görmek veya düşünmek bana iyi geliyor. çook beğendim.

    YanıtlaSil
  2. Gayet de yazabiliyorsun. Yapamadığını düşündüğün her şeyi yapıyorsun bence. Yapamadığını söylediğin her şeyi yapabileceğin için yapamadığını söylüyorsun.

    YanıtlaSil
  3. seni özel yazarım olarak almak istiyorum.
    kişiliğimin insanlara anlatamadığım yanını yazıyorsun resmen kızım.
    seviyorum.

    YanıtlaSil
  4. cizız.
    hepinize teşekkür ederim.
    beni cesaretlendiriyorsunuz.
    larien, ben de senin yeni bir yazı koyduğunu gördüğüm zaman uykusuzun yeni sayısı çıkmış gibi bir hevesle giriyorum bloguna.
    bil yani.

    YanıtlaSil