Where's your will to be weird?


snowsnowsnow

oha kar kar oha! her yer bembeyaz. nihayet nihayet nihayet. UÇAN SPAGETTİ CANAVARI, SENİ SEVİYORUM !

Sevgili Uçan Spagetti Canavarı

Sevgili uçan spagetti canavarı;

(alakasız olarak: insanları seviyorum!)  Kar yağsın deli gibi tatil iki hafta uzasın lütfen.
On yedi olmadan bir adet öpüşülebilir sevgili istiyorum. yeter ama.
Biraz kilo veriyim, lütfen lütfen. bak, ulu eriştevi şahsının bildiğine eminim ama anımsatmadan edemicem; hazırlıkta kahkül kestirmiş idim ya ben, ondan bir kaç hafta sonra ilkokuldan bir arkadaşımla karşılaştım otobüste, konuşamayacak kadar uzaktaydık. Ama o görüşemediğimzi aylardan sonra neyin üzerinde durmak istedi dersin: yanaklarım. Yanaklarımı sıkıyormuş gibi bir şey yaptı havada, yüzünde yavru kedi seviyormuş gibi bir ifadeyle. ÖZ SAYGIMI YİTİRİYORUM.  beni bir birey olarak görmüyorlar. Sadece "mıncıklancak bir şey" im. HOŞ MU SENCE? hiç değil.
Resim kursunda kafa, yakışıklı, yetenekli insanlar olsun. NE VAR? ben sadece basit bir ergenim.
Senden, üstüne portakal suyu bile dökülse ıslanmayan, kırışmayan, asla bükülmeyen kitaplar istiyorum. lütfen otostopçunun galaksi rehberi üzerine portakal suyu döktüm diye beni cezalandırma, sabahın köründe daha kaslarımı kontrol edebilecek ayıklağa gelmeden ders görmem gerektiğini söyleyen milli eğitim politikasını cezalandır.
Ülke ve ırk kavramı ortadan kalksın artık. Can sıkıcı olmaya başlamadı mı?
Blogumun adresini değiştirdim diye takipçilerimde görünmüyor olmasın ya. Şizofren gibi hissediyorum. Zaten okuyan yoktur herhalde ama olsun yani ne biliyim.
Öyküm o kadar o kadar o kadar etkileyici olsun ki dil anlatımcı bana üç tane yüz versin, her ders beni övsün nihaha.
Son olarak, Jim Morrison dirilsin lütfen, konuşmamız gereken bazı şeyler var!

Ramen.

bazen çok hüzünlenirim.

Bazen diyorum, keşke bütün insanlar beni rahat bıraksa, gitseler, asla aramasalar, asla konuşmasalar, asla istemeseler, sonsuza kadar odamda kalabilsem, kendi başıma, sadece düşüncelerle, düşüncelerini bildiğim insanlarla konuşarak. ve sadece düşüncelerimle ilgilenen insanları önemsemem gereksin. o kadar sığlar ki bazen. niye anlamıyorum. lanet gibi. ben niye tekrar bu konuya döndüm? geçmişti bu. umursamama gerek kalmıyordu. kendimi kabullendirmeye çalışmıyodum. yine bombok oldu her şey. evden çıkasım yok. kurs var bir de, ne harika. insanları kandırmayı bırakıp gitmek istemediğimi söylemeliyim.

ayrıca bu çocukla konuşurken niye bu kadar geriliyorum ki ben?
vay be, konuşmanın tam kafamda planladığım gibi gitmesini beklemiyordum. kendime not:güzel giriş cümlesiydi. sonuç: mutluyum.

bi' de şöyle bakmasa. onu zaman halledicek sanırım.
Benim dahil olduğum herhangi bir şeyin bu kadar dramatize edilmesi midemi bulandırıyor.

lost a friend?

99 steps how to save a life.







1. Love


2. Listen


3. Breathe


4. Imagine


5. Let it go


6. Believe


7. Forgive


8. Hold still


9. Hold close


10. Amaze yourself


11. Remember


12. Make yourself secure


13. Make everyone secure


14. Take it back


15. Let it go


16. Dream


17. Fear


18. Talk to someone


19. Don't lie


20. Don't pretend


21. Trust yourself


22. Cry


23. Accept


24. Don't hurt yourself


25. Don't hurt anyone


26. Keep moving


27.Regret


28. Forget


29. Make peace


30. Make love


31. Banish wars


32. Banish hate


33. Be free


34. Feel free


35. Stand still


36. Don't be scared of death


37. Have faith


38. Admire


39. Stand strong


40. Surrender


41. Dance


42. Smile


43. Laugh


44. Break


45. Touch


46. Have secrets


47. Share secrets


48. Know secrets


49. Relieve


50. Don't lie to yourself


51. Release


52. Run


53. Learn


54. Leave


55. Trust others


56. Question


57. Be kind


58. Keep your memories


59. Don't forget


60. Kiss


61. Hug


62. Scream out


63. Be true


64. Admit


65. Live


66. Release the fear


67. Secure


......


86. Open up


......


99. Say goodbye


 
 

Harry Potter okumak için nedenler.



1. Dumbledore'un ankasının adının Fawkes olmasının sebebi V for Vendetta'ya hayat öyküsüyle ilham vermiş olan Guy Fawkes'ın ta kendisi efendim.

2. Sirius Black.

3. "Sırf sen bir çay kaşığının duygusal zenginliğine sahipsin diye sanma ki hepimiz öyleyiz Ron." Karakterleri böyle laf sokan başka bir roman var mı?

4. Sirius Black.

5. Filmlerinin kitabın onbeşte birini bile yansıtmamasına rağmen güzel olabilmesi. (Güzelmiş öyle diyorlar, bence bokum gibi o ayrı.)

6. Sirius Black.

7.Snape gibi hem karanlık hem de serinin en trajik öyküsüne sahip, yanlış anlaşılmış son derece cesur bir karaktere sahip olması.

8. Mösyöler Patiayak, Aylak, Kılkuyruk ve Çatalak ile Çapulçu Haritası efendim. Daha da bi' şey demiyorum okuyun anlarsınız.

9."Kim olduğumuzu belirleyen özelliklerimiz değil, seçimlerimizdir Harry." lafını eden bir Dumbledore var, okuyun bak. Bi' de şu var: "Şimdi bir kaç anlamlı söz söylemek istiyorum:Zırla,tırla,incik, boncuk!"

10.Siryuz Bilek.

11. Fred ve George Weasley. Kitabı okumayıp direk bu iki karakterin olduğu bölümleri okuyarak bile güzel zaman geçirebilirsiniz.

12. Voldemort!

13. Lune Lovegood karakteri. Gelmiş geçmiş en egzotik fantastik efebiyat karakteri değilse ben de Umbridge olayım.

14.Ölümyiyen ve Ruhemicinin farkını öğrenmek. Filmi dublajlı izleyenler, siz anladınız.

15. Harry Potter diyorum yahu, şimdiye kadar okumadıysanız daha da okumayın aslında, ne haliniz varsa görün hatta banane.

shyamalan'ın denyo olması.

"i mean writing yourself into the stories' the one thing but as a prophet!! that's like m.night level of douchiness ."


bkz. douche.


bkz. denyo.

bkz.m. night shyamalan.


bkz. The Last Airbender


The Happening'i izlediğimden beri kendisinden hiç hazzetmemekle beraber (ki film şöyle bi' şey. diyerekten filmin rezil yanlarını anlatmaya girişmek isterdim ama film anlatmak konusunda iğrenç olduğumdan hiç girmiyim diyordum. Yine de belirtmem gerekirse, bi' korku/gerilim filminde tuhaf tuhaf cinayetler oluyorsa( binlerce insanın durup durup dururken kendini öldürmeye başlaması mesela. bundan bi' sürü güzel hatta sosyal mesajlı film çıkabilirdi yahu.) bunun arkasında filmi izlerken "OHA! o__o" dedirttirecek bi' şey olması gerekmez miydi ? Pekala ne kadar uyduruk da olsa bunun sebebini, çatlak bi' tane ne olduğu belirsiz yaşlı bi' adamın filmin ortasında dank diye "yaa bence, bitkiler kendilerini savunmaya alıyolar, bişi salgılıyolar ondan böyle oluyo hacı" şeklinde açıklatmasaydın ya. Onu da geçtim, bu filmden çıkardığımız sonuç nedir? Hiç. Bitkiler canları isteyince başlıyolar, canları isteyince duruyolar. Ana karakterlerimiz birden pes ederken, bitkilerin kendilerini güvende hissedesi geliyor. Ne ilginç değil mi? Ayrıca sırf güzel bi' final yazamadığın için twist dayaman da ayrı bir yazıya konu olabilir rahatlıkla. Eaa sonunda her şey yeniden başladı. Şok. Çok şaşırdık, çok etkilendik.)

Öhm, neyse işte kendisinden hiç hoşlanmamakla beraber, ne yazık ki bu şahsın Avatar'ı çekeceğini öğrenmiş bulunmaktayım. Öncelikle, Avatar gibi ünlü ve başarılı bi' çizgi filmden sadece kızının izlemesiyle haberdar olup, o nası bi' güven, nasıl bi' egoysa artık bi' de kalkıp filmini çekmeye kalkmışsın (Pekala kimse çizgifimler konusunda engin bilgiye sahip olmak zorunda falan değil, ama işin içine giriyorsan Sünger Bob dışındaki çizgfimlerden de iki gram haberin olsun yahu.) Miyazaki'ninkilerden başka bildiğin anime olmadığını kendin söylemedin mi bre adam? Miyazaki'yi sevmek, metal sevmeyip Metallica dinlemek gibidir, seni genel olarak anime seviyor yapmaz, ya da bu konu da müthiş bir zevkin olduğu falan anlamına gelmez. Miyazaki klasiktir zaten. Pekala kalkıp animasyon yapmadığın için bu konudan uzman olman gerekmiyor olabilir ama dediğim gibi sırf popüler diye üzerine atladığın o kadar belli oluyor ki ağzını burnunu kırmak istiyorum. Filmden kazandığın paraların hiçbirini kullanamadan çok pis soyulursun, sokaklarda yaşayıp hayatın anlamı üzerine biraz düşünür ve sikik sonlu filmler yapmayı bırakırsın umarım.


Oyuncu seçimlerine de bir çift laf söyleyeceğim. Hatta kusura bakma ama bayağı bi' söveceğim. Birincisi. Kör müsün yahu? Zahmet edip filmini çektiğin animeyi izlemeyip kızına falan mı anlattırdın n'aptın? Bu durumda kızın mı kör? HA?


Şimdi . İzleyen bilir . Avatar'ın en yakışıklı, karizmatik karakteri ateş prensi Zuko'dur. Kendisi bembeyaz bi' tene sahip olmakla beraber kesinlikle hintliye benzememektedir efendim. Peki caanım Shyamalan kimi uygun görmüş dersiniz?



Olmuş mu sence? Elini vicdanına koy ve cevap ver. Oscarlı filmde oynamak çirkin bir çocukcağızı yakışıklı ya da beyaz tenli yapmıyor efendim. Eğer illa Hintli oyunculara destek vermek niyetindeysen Su Ulusu pekala uygundu buna. Ama her nedense esmer Su ulusunu Ruslar, Slavlar, ya da vampirik beyaz tende Anglo-saksonlar oynamakta. Hepsi beyaz tenli olan Ateş ulusunu ise Hintliler E hadi madem illa ki Hintli olacaktı,  Dev Patel ne alaka olm? Kafan mı iyiydi kast seçerken? Sırf Oscarlı filmde oynadı diye mi saykodelik bir çizgifilm karakteri madara oluyor? Zuko'nun çizgifilm boyuncaki iç çatışmaları ve amcasıyla konuşmaları o çizgifilme apayrı bir boyut katmaktaydı. Senin için kıyıtırık veönemsiz olabilir, sonuçta çizgifilm ulan bu Zuko da  Taylor Durden değil *mna koyayım,diye düşünmüş olabilirsin. Bu da farklı bir açıdan denyo olduğunu tekrar  kanıtlamakta zaten. Üstelik Last Airbender'ın film olarak dikkat çekmek için, tek özelliği oscarlı bi filmde oynayan kepçe kulaklı koca ağızlı bi' çocuğa ihtiyacı da yok. Avatar'ın kendisi senin filmlerinden ünlü yahu . (Tamam belki değil. Ama oladabilir. Olur olur her şey olur.)

 Daha oyuncu seçerken bu kadar sıçıp batırdığına göre, senaryoyu yazarken seriden neler götürdün dehşet içinde merak ediyorum .

Bunlarda bonus sevgili okuyucu:




avril'ın aslında bir kaç güzel şarkısının olduğu gerçeği.

Tomorrow'u ele alalım. Sekiz ila on üç yaşları arasındaki kızcağızlarımızın örnek aldığı, piyasaya göre deri değiştiren uyuz bir hatunun söylediğini düşünmezseniz gayet zevk alarak dinleyebiliyorsunuz. I'm with you da öyle.

Ve,

It's a DAMN COLD NIGHT.

Sonraki albümleri iğrenç ama, evet.

____________________________________________________________________

Kafamı karıştırmaktasın. Seninle ilgili her şey kafamı karıştırmakta. Şimdi seni hayatımdan kolayca çıkartabilirmişim gibi geliyor ama emin değilim.

___________________________________________________________________


Let Go benim aldığım ilk kasettir ve hala çekmecemde saklarım. Evet Avril bir pop projesiydi. Evet aptal Amerikalıların en ala örneği. Ama on üç yaşına kadar idolümdü hatun.

Neyse ki, büyüyoruz.


Aha bu da net alemindeki ilk imzam. Nostaljimi de yaptım, gidiyorum.

bir sürü sosyalfobik gün

Olaylara dışardan bakarsam, açıkça görülüyor ki, uyum sağlarken acizleşiyorum. Gerçekten davranacağım gibi davransam hiçkimseyle konuşamam sanırım. Artık bu konuda düşünmek bile ilginç gelmemekte aslında.

Galiba sadece kozmik ruh ikizlerimle iletişim kuracağım bi' yer bulana kadar hayal dünyamda yaşama çabası içindeyim. Ve bu konuda çok çok kötüyüm. Bana yapıştırdıkları rolü öyle kabul ediyorum ki bazen, GERÇEKTEN içime bulaşıyor.





Hep odamda kalsam hoş olabilirdi.

sosyalfobik gün

Bazen insanların garipliği hakkında, uzun uzun, çarşaf çarşaf, kafanızı düdükleyene kadar yazmak istiyorum. Sonra buna deymeyeceklerini fark ediyorum ve yazacak başka hiçbir şeyim olmuyor, kimsenin ilgisini çekmeyen ergenlik buhranlarım hariç. Zaten pek okuyan olduğunu da sanmıyorum. Ama ne fark eder?

Bugün çok sosyalfobik bir gündü.

Hadi görüşürüz.

GOD PLEASE TAKE ME AWAY FROM HERE.

Bazen bu dünyadan uzaklaşma gereği duyarım.




(Tanis'le Sturm hiç olmamış bu arada. Kapaktaki Tanis rules. Altınayda da ne reisin kızı tipi var ne de barbar. )

Bazen gerçekten Raistlin'in ya da Tas'ın yanına ışınlanmak istiyorum(tercihen Tas. Aslında, Raistlin bana uzak Caramon'a yakın olsun, evet.) Normalde destansı ve mutlak kötü yaratıkların olduğu eserler beni rahatsız eder ama Fantastik Edebiyat böyle, napalım, hem Otostopçunun Galaksi Rehberi'nde de Vogonlar kötü  işte. DÜNYAYI YOK ETTİLER LAN! Konudan kayıyor muyum? Evet galiba. Hayatın boktan olduğunun hepimiz farkındayız sanırsam o yüzden o kısmı atlıyorum. Çoğumuzun aptal insanlarla uğraşmak zorunda da kalıyoruz(valla kime hitap ediyorum benim de bi' fikrim yok, genelde aptallar çoğunluğunu oluşturuyor hem de?) Özetin özeti, hayattan tiksindiğimde hani GERÇEKTEN gidip birilerinin kafasını koparıp kuzgunlara yem edip kuzgunun dışkısını bıraktığı yere bir mezar yaparak bahsi geçen kişinin adını yazmak istediğimde (Kuzgun şiirsel bir hayvandır bi' de,çok da merhametsiz değilim. Poe'ya selam, ve özür.) ve tabi bunların hiçbirini yapamayacağımı bildiğimden aptal hayatımdan(bundan önceki hayatımda Pamela Morrison ya da başka çok süper biriydim sanırım, çünkü şimdi süper olmaktan fersah fersah uzağım.) kaçmak için en iyi yol başka birinin hayatına burnumu sokmak. Harry Potterları artık üçer, dörder,beşer(kitabına göre değişmekte.)okuduğumdan bu buhranları atlatmak için yeni bi' ütopik(tamam bu da tartışılır, benim açımdan bakıyoruz.) dünyaya ihtiyacım vardı. Daha doğrusu varmış. Yıllar önce sırf kapağını beğenerek(vurmayın!) aldığım kitapları okumaya başladığımda ve elimden düşüremediğimde keşfettim bunu(gerçi sonunda elimden düşürmek zorunda kaldım- çünkü bendeki kitaplar serinin son serisi gibi bi' şeydi. ben de gidip ilk kitabı aldım. yazıya parantez içinden mi devam ediyoruz? kapıyorum!) Bahsi geçen kitap Güz Alacakaranlığının Ejderhaları oluyor. Böyle benim yaşadığıma benzer burhanlar geçiriyorsanız, öldürmek istediğiniz biri varsa, hani ne bileyim çizer olmak istiyosanız ama Hukuk okuyarak hayatınızı mahvedecekseniz falan, bir yandan da Blind Guardian ya da Helloween dinleyerek okumaya başlamanızı tavsiye ediyorum.

Not: Altınay'ı, Tanis'i ve Sturm'ı yukardaki resimdeki gibi hayal etmeyiniz.



Benim tercihim bu yöndeydi. Sturm da aslında bir cüceydi-ŞAKA.
aha sturm'un en baba resmi şudur.



Hadi iyi okumalar.