Goodreads'te Catcher in the Rye'dan nefret eden tipler gördüm ve onları boğazlamak istedim. Hehe, ortaokuldan beri böyle şeylere kızdığımı hatırlamıyorum, sevdiğim gruplardan nefret eden insanları görüp ölmelerini falan isterdim. Hepsi kendini beğenmiş, müzikten anlamayan o sözlerdeki derinliği göremeyen kendilerini bir bok sanan insanlardı benim gözümde. Neymiş dinleyici kitlesi on üç yaşındakilermiş, on yedi yaşında olunca bir bok oluyor sanki. İnsan kendini özleştirdiği için oluyor tabi ama Catcher in the Rye'dan da nefret edilmez ki. Edilemez işte. Allah allah. Neymiş Holden Caulfield mızmız bir emoymuş, yalan söyleyip duruyormuş. Hey, galiba biri romanın konusunun ne olduğunu fark etmiş! Ergenlikten yetişkinliğe geçme sancıları! Tabi on iki yaşında yetişkine dönüşmüş mükemmel edebiyat bilgisi olan insanların bunu anlayamaması normal, HAHAHA. Phonyler sizi. Chapman, çok yanlış adamı vurdun be. Ayrıca Catcher in the Rye'ı okuma yaşı 15-19'dur, tamam mı sistemin kölesi olmuş yüzeysel yetişkin sofistike kişi. Okusan bir şeyleri anlayabilirdin belki. Ergenlerin ergenlikten kaynaklanan tavırlarıyla dalga geçerek kendinin ne kadar olgun olduğunu vurgulamaya çalışan bir grup insan var, belli ki bu insanlar sadece ekşi sözlükte bulunmuyorlar. Neyse bir şey daha öğrenmiş oldum en azından. Salinger da dünyanın en iyi yazarı tamam mı, New Yorker bokumu yesin.
Evet bu yazıyı yazarken çok eğlendim.
Hehe.
Ayrıca Evanescence'ın güzel şarkıları da var, Amy Lee de çok güzel, sesi de müthiş, HAH!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Holden Caulfield'i "mızmız bir emo" olarak tavsif edenleri ne demeye ciddiye alıp da güzel sinirlerini zıp zıp zıplatıyorsun ki. Ömrü hayatlarında okudukları en kabadayı yazar Elif Şafak yahut Tuna Kiremitçi olan, edebiyattan üç kuruş bile çakmayan, cahil mi cahil hödük tiplerdir bunlar muhtemelen.
YanıtlaSilZerre kaale alma, boş geç gitsin yahu.
Aslında üşenmesem, Salinger'ın "ergenlikten yetişkinliğe geçme sancılarını dile getirme" kisvesi altında ne büyük bir iş başardığını, sorunsalın kralını getirip nasıl önümüze koyduğunu, Gönülçelen'in ne büyük bir roman olduğunu anlatırdım uzun uzadıya. İçinde barındırdığı türlü çeşit alt metinlere edebiyat fakültelerinde hala daha kafa patlatıldığından, İncil'den bu yana tarihteki en tartışılmış kitap olduğundan falan da dem vururdum.
Lakin üşeniyorum.
birileri sinirlenmiş. gayet haklı sinirlenmiş.
YanıtlaSilYahu ben de girdim baktım o gün, neyi beğeniyomuş bunlar diye klasikler olsun politik kitaplar olsun öyle yüzeysel kitaplar değildi beğendikleri. iyice sinir olmuştum. ama çok da fark etmez şimdi düşünüyorum da. bu kadar ünlü olduğundan haberim bile olmadan, ve hatta adı Gönülçelen diye aşk romanı sanarak almıştım elime, 87 basımı falandı, parçalanmış. Çevirisi çok kötüydü. Captain yerine Reis yazılmıştı mesela ve hepsini başta Rays diye okuyodum. Çok fazla olay yoktu, daha çok Holden düşünüp duruyodu ki o zamana kadar okuduğum kitaplara pek benzemiyodu bu açıdan da. Ama kitap bittiğinde çok üzülmüştüm. Holden'ı sevmeye ne zaman başladığımı bile hatırlamıyorum ama en yakın arkadaşımdan ayrılmış gibi hissetmiştim. O yüzden çok da tın yani beğenmiyolarsa. Biçilmiş edebi değerinin de çok bir önemi yok benim için bu yüzden.
YanıtlaSil