En yakın arkadaşımın blogu okumasına izin verdim. Çocuk travma geçirdi. EH. Sonra da okumasını yasakladım ama çok geç. NEYSE BANANE. Fazla dışa dönükleşmiştim zaten, böyle yine kendi kendime iyiyim. Zaten artık gizli yerimmiş gibi hissetmiyorum, o yüzden tam olarak bir şey yazasım yok. Ne sinir bozucu. İşin hoş yanı, böyle olacağını biliyordum. Ve yine, NE ÖNEMİ VAR Kİ? Bu işin yalnızca kaçıklar için olan bi' tarafı yok. Aşağıdaki paragrafın da yok ama koymak zorundayım.
*
Eve geldiğimde kendimi vicdanen tüm sosyal ilişkilerimden soyutlanmış bulmayı seviyorum. İç dünyam tamamen görünen benden kopuk ve bunu ne kadar sevdiğimi tahmin edemezsiniz. Bu bir kalkan gibi işliyor. Çünkü hepsinin bu kişiliği oturmamışlıklarından tiksiniyorum. Yani kendimi çok fiyakalı bulduğumdan falan değil. Hepsi her zaman aynı fikirde ve gülümsüyorlar. Bunun sadece beni rahatsız ettiğini sanmıyorum. Ama o zamana kadar konuşmada söylenmemiş ne varsa söylemek için ilk fırsatı kollayan, oturma odalarında düzgün vitrinlere sahip insanlardan birini gördüğüm zaman, tepkisel olarak, kendimi dünyadan soyutluyorum, benim gibi durumdan rahatsız vatandaşları fark etmeye çalışmak yerine. Hepsi oturma odamızda düzgün vitrinler yerine annemin bir temizlik krizine girdiği Pazarları dışında düzensizce yığılmış kitaplar olduğu için. Asıl rahatsız edici olan, o kitapların ayakkabıların falan konulduğu dolaplara da tıkılmış olması, HER YERDELER. Benim, annemin ve babamın bu kadar ukala ve mutsuz olmamızın sebebi bu. Oysa kardeşim bizden çok daha mutludur. Öyle ki çoğu zaman annem onun bu aileden nasıl çıktığını sorguluyor. Her neyse, şimdi bununla ilgilenmiyorum. Eminim siz de ilgilenmiyorsunuzdur. O yüzden daha revaçta olan bir konuya geçeceğim, çok basit. Daha doğrusu geri döneceğim.
*
Evet görüldüğü üzere geri dönmedim.
Çünkü test çözmem lazım.
Ve hiç bi' yazıda bu kadar kasmamıştım.
çav.

keşke arkadaşına okutmasaydın. artık rahatça yazamazsın.
YanıtlaSilEvet kötü oldu o epey.
YanıtlaSil