o kadar uzun zamandır yazmadım ki şu an bir miktar dehşet içindeyim, muhtemelen kötü bi' kayıt olucak.
bana diğer blogum sırf teması ve adı çok müthişmiş diye izleniyor gibi gelmekte. muhtemelen öyle.
onlarla ilgili her şeyden şikayet etmeyi bi' yana bırakırsam, aslında kimsenin hayatını boşanmış eşiyle geçirmek istemeyeceğini fark ediyorum, ya da sosyoloji falan gibi bir bölümden mezun olduktan sonra ingilizce öğretmenliği yapmanın kimseyi mutlu etmeyeceğini ya da gülerek michelle'le bu yaz norveç'e gidecektik ama paramız yoktu, daha doğrusu benim yoktu o şimdi ingilterede derken bunun anlamının onların anne babasının parası var, sizin yok anlamına geldiğini. muhtemelen benden daha kötü durumdalar.
yarım yamalak bir şey yazmıştım. cidden yarım, o yüzden muhtemelen kötü sayılır ama durmasın öyle boş boş.
*
Akşamüstüydü.
Zayıf birinin beyaz mermerin üzerine düşen gölgesi ismi okumayı zorlaştırıyordu.
Ilık bir akşamüstüydü, ama kız yine de kalın ve siyah bir kapüşonlu giymişti. Üşüyor değildi, kapüşonlu kendini o en kavurucu yaz günlrinden birinde gibi hissetmesine yol açıyor, deli gibi terletiyordu onu ama kız onu çıkarmayacaktı.
*
Zarif olmasını istediğim için işi filmlerde olduğu gibi halletmek istiyordum ama bir mezar taşına bakarak konuşabilmemin imkanı yoktu.
Hem insanlar vardı etrafta.
Bundan nefret ediyordum.
Bir sürü şeyden nefret ediyordum zaten, buraya ilk gelmemin sebeplerinden biri de buydu. Tüm bu nefret ettiğim şeyler arasından yüzmekten sıkılmıştım. Salinger gibi. Yine de doksan bir yaşına kadar yaşamayı becermişti herif! Nasıl yapabilmişti ki, tüm o Budizm ve Zen olayına dalmam mı gerekiyordu? Olsa olsa Franny’den beter hale gelirdim herhalde.
Buraya ne diye gelmiştim ki? Yazarlarla ilgili her şeyin kendileri gibi eşsiz olmasını istiyorsunuz ama hiç de öyle olmuyor, sıradan bir mezarlığın içinde sıradan bir mezarın önünde duruyorum, okurken hissettiğim şeylerden birazını hissetmeyi bekliyorum.
Aslında, tahmin edilebilirdi.
Salinger’ın çok da betimlemeci olduğu söylenemezdi herhalde, diyaloglarla kuruluydu her şey.
Başımı çevirip yandaki mezara baktım, benim yaşlarımda gibi görünen kızın teki mezarın birinin önünde bağdaş kurmuş, daha önce hiç görmediğim derecede kederli bir ifadeyle mezar taşını izliyordu. Yüzü bembeyazdı, upuzun kızıl renk saçları vardı ve gözleri donuk bir maviydi. Üstündeki simsiyah elbisey-
*
Yarım demiştim. Sonda ortaya çıkan kız çok komik oldu. Muhtemelen.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 kişi mosbyledi.:
Yorum Gönder