Keşke bir günlüğü Salinger olabilseydim. Ya da en azından Gönülçelen'i kendisi öldükten aylar sonra keşfetmeseydim. Bu arada, onun adı Gönülçelen efendim! Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın çevirisini geri kalanını bilemeyeceğim ama isim olarak Fransızca'dan çevrilmiş olan ilk basımının çok, çok altında kalmış.
Seemoreglass.
Neyse ki.
Selam Zooey.
Şimdi içimi döküyorum .
Eskiden yalnız kalmak huzurlu hissettirirdi, şimdi sadece yalnız hissettiriyor.
Benim hem bunaltıyorlar, hem de tek başıma bıraktıklarında o kadar acınası halde oluyorum ki, öfkeden patlayacak gibi.
Kendimi sevseydim yalnız kalabilirdim, ama sinirimi diğer insanlardan bile fazla bozuyorum.
Hem birine karşı bir şeyler hissetmek hem de ilişki yürütemeyecek kadar yabani olduğunu bilmek, iğrenç bir şey.
Yani tüm o kafeye gidip sohbet etme seansları ve birilerinin içinde el ele tutuşmak falan, kim, bunları niye yapar ki?
Beynimin bazı kısımları fena halde yanlış çalışıyor sanırım. Dünya üzerindeki hiçbir şeyin beni tamamen mutlu etmesi mümkün değil.
Böyle nasıl yaşayabilirsin ki? Başka biri olsaydım keşke.
- - -
Yalan söylüyorum.
Konuşma uzamasın diye sırf, sınavım iyi geçti ve açıklanan notum yok dedim ve birazdan da gitmem gereken ravdevunun yarın olduğunu zannettiğimi söyleyeceğim. Çünkü yirmi beş sorudan sadece yedisini çözebildiğimi, kırk dört aldığımı ya da yarım saat boyunca bir yabancıyla tek başıma konuşmaktansa bir geometri sınavına daha girmeyi tercih edeceğimi onlarla konuşmak istemiyorum. Ne kadar iğrenç bir durumun içinde olduğumu anlayamıyorlar çünkü.
Çok yakın olmadığım insanların yanında hiçkimseymişim gibi davranınca gerçekten bir kişiliğim yokmuş gibi hissetmeye başlıyorum.
Neden hala bir kedim yok? AH. Kedili yüzüğümü kaybettim sanırım. Aman tanrım.
Pekala, kaybetmemişim. Belki bir gün çekip buraya koyarım fotoğrafını, şimdiye kadar sahip olduğum en güzel şeylerden biri o.


ben merak ederim ama.
YanıtlaSilyüzüğü tabi.